Mayıs 11, 2008

Mobius zihin ...


|1| Zihin ve ona ilişkin olası farkındalık durumları üzerine söylenenlerin bir bölümünü bir zaman-dizin kapsamında incelersek, – kabaca – aşağıdakiler söylenebilir:

|2| Descartes’a göre zihinsel bir etkinlik varolduğu ve devam ettiği sürece, o zihinsel etkinliği yerine getiren kişi, söz konusu etkiliğin(in) tamamen farkındadır; e.d. onu yerine getirenin farkında olmadığı hiçbir zihinsel etkinlik yoktur. Bilinç, zihnin özüdür ve bilinçdışı, tanım gereği, bilinç olamaz. Dolayısıyla zihinsel bir edimin bilinçdışı olması olanaksızdır (Armstrong, 1999, p.15).

|3| Ryle, zihinsel etkinliklerin kendilerinin açık/parlak (self-luminous) olduğunu öne sürer. Bir zihinsel etkinlik gerçekleştiğinde, söz konusu zihinsel etkinlik, kendisini sahibine sezdirir/ima eder. Ryle’nin bu düşüncesi, kendini-ima etme/sezdirme öğretisi (doctrine of self-intimation) olarak adlandırılır (Armstrong, 1999, p.15).

|4| Sartre için bilinçdışı zihinsel durum diye bir şey söz konusu değildir. Bilinç, zorunlu olarak, kendisine saydamdır (transparent) ve bilinçdışı, bilinç olamaz (Stevenson, 2004, p.183). Descartes’a benzer

|5| Searle’e göreyse, bir durum, zihinsel olduğu sürece – zorunlu olarak – bilinççe ulaşılabilir olmalıdır (Armstrong, 1999, p.16). Descartes and Sartre’a benzer

Diğer taraftan …

|6| Leibniz, zihinsel bir etkinliğin farkındalığının – yine – zihinsel bir etkinlik olduğunu, bu ikinci düzeydeki farkındalığın da farkında olması gereken bir başka – üçüncü düzey – farkındalığın olması gerektiğini ve bunun böylece sonsuza dek devam edeceğini öne sürer. Bunun olanaksız olduğunu düşünen Leibniz şöyle devam eder:

“Tüm bu düşünceler üzerine düşünmeyi durdurmalıyım ki sonunda kendisine ilişkin düşünmediğim bir düşünce ortaya çıkabilsin; yoksa aynı şey üzerinde durmayı sürdürüyor olacağım” (New Essays, II, i, §19, p. 118).

|7| Armstrong ise şunları ekler:

“Tamamen saydam bir zihin öğretisinin zihin felsefesi açısından – daha yeni yeni kurtuluyor olduğumuz – bir felaket olduğuna inanıyorum. […] Orada olan her şey, kendi zihnimiz de dahil – bilgikuramsal bir buzdağıdır. Doğrudur ki kendilerine ilişkin pek çok şeyin farkında olmadığımız şeyler var (buzdağının suyun altında kalan bölümü)” (Armstrong, 1999, p.17).

|8| Peki Freud ne düşünür ?.. Freud, topografik ya da buzdağı modeli olarak adlandırılabilecek, farklı ve daha ayrıntılı bir zihin incelemesi öne sürer. Bu modelde zihin için üç farklı düzey tanımlanır: bilinç, ön-bilinç ve bilinçaltı. Buzdağı modeline göre, en büyük alana sahip düzey bilinçaltı iken (bütünün % 75-80’i); ön-bilinç (% 10-15) ve bilinç onu azalan alanlarla izler.

|9| Bilinç, zihnin farkında olunulan bölümüdür. Ön-bilinç ise, "hafıza" adıyla çağrılan, şeylerin, sürekli olarak orada tutulmadıkları; ama bilinççe kolayca anımsanabildikleri yerdir. Bilinçaltı, zihnin farkındalık yoluyla ulaşılamayan bölümüdür. İd, Ego, Superego üçlüsü de burada yer alır. Çatışmaya, acıya, kaygıya ilişkin fikirler zihnin bu bölümündedir. Bilinç ile ön-bilinç arasında iki yönlü düşünce aktarımı olanaklıyken; bilinçten ve ön-bilinçten bilinçaltına doğru yalnızca tek-yönlü bir düşünce aktarımı söz konusudur. Diğer yönde bir aktarımın gerçekleşebilmesi içinse psikoanalitik terapi gerekmektedir.

|10| Bense zihnin, bir Mobius Şeridi gibi görülebileceğini düşünüyorum: Olağan bir şerit – analojiye göre – bilinç ve bilinçaltı olarak adlandırılabilecek iki farklı yüzeye sahiptir. Dolayısıyla zihini, olağan bir şerit olarak düşündüğümüzde, bilinç ve bilinçaltını bir bütünün iki ayrı yüzeyi olarak görebiliriz. Ancak zihini, bir Mobius Şeridi olarak düşünürsek, Mobius Şeridi yalnızca bir yüzeye sahip olduğundan, bilinç ve bilinçaltı arasındaki sınır/ayrım ortadan kalkar. Mobius Şeridi ise, olağan bir şeride kendi çevresinde yarım-burgu verilip, iki ucunun birleştirilmesiyle oluşur. 1858 yılında August Ferdinand Möbius ve Johann Benedict Listing adlarındaki iki matematikçi tarafından keşfedilmiş olan Mobius Şeridinin, tıpkı bir çember gibi, nerede başlayıp nerede bittiği belirsizdir, e.d. bir sonu yoktur. Analojiye devam edip, zihnin de nerede başlayıp nerede bittiğinin belirsiz olduğunu ve onunda bir sonu olmadığını söyleyebiliriz belki.

Kaynaklar :

Armstrong, D.M. (1999). The Mind-Body Problem. Westview Press: Colorado

Leslie Stevenson, D. H. (2004). Ten Theories of Human Nature. Oxford: Oxfor University Press.

http://wilderdom.com/personality/L8-3TopographyMindIceberg.html

Fotoğraf :.. Möbius strip, David Benbennick ...

0 yorum: