
Bilenler, anımsayabilirler: Nazım Hikmet, 1961 tarihli Saman Sarısı adlı şiirinde o zamanlar kırklı yaşlarının sonlarında olan ve bir dönem onun kitapları için kapaklar çizen Abiden’e (Abidin Dino) sorar: “sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin”.
Abidin Dino, mutluluğun resmini yapabilmiş midir bilmiyorum; ama 1986 doğumlu Hollandalı fotoğrafçı Maurice Mikkers – her ne denli öyle bir amacı olmasa da veya ben öyle bir amacı olduğunu düşünmesem de – fizikselciliğin (physicalism) fotoğrafını çekebilmiş. Bununla da kalmayan Mikkers, bir de ironik bir ad vermiş fotoğrafına: Düşünce Paylaşımı (Sharing Ideas).
Idea sözcüğü üzerinden ideye, oradan düşünceye (fikir), oradan da her şeyin ide(a)/düşünce ya da onu üreten zihin olduğunu öne süren idealizme (idealism) geçip; onu zenit noktası olarak konumlandırır ve bakışlarımızı nadir noktasına çevirirsek, o noktada göreceğimiz, varolan her şeyin madde olduğunu iddia eden maddecilik (materialism) olacaktır. Fizikselcilik ise maddeciliğin sofistike bir çeşitlemesi olarak düşünülebilir.
Fizikselcilik, diğer bircilik (monism) türleri gibi her şeyi tek bir şeye indirgeme amacında olan ya da daha uygun bir ifadeyle her şeyi tek bir şeyle açıklamaya çalışan ve zihin felsefesi alanında geniş bir taraftar kitlesine sahip bir öğreti.
Fizikselciliğin iddiası, her şeyin düşünce olduğunu öne süren idealizmden tamamen ve her şeyin madde olduğunu savunan maddecilikten biraz olsun farklı olarak her şeyin fiziksel olduğudur; ama söz konusu fizikselliğin özlüğü, e.d. nelerin fiziksel sayılıp, nelerin fiziksel sayılamayacağı büyük bir sorundur fizikselcilik için.
Üzerinde yükseldikleri miras, dış dünyayı – ne kadar dışarıda olduğu benim için derin bir ikircik kaynağıdır – açıklama yönünde büyük başarıların altına imzasını atmış fizik biliminin ortaya koydukları olan fizikselciler, madde ve enerjiden başka hiçbir şey içermediğini varsaydıkları evrenin açıklanmasında, fizik bilimince de temel alınan, fiziksel özelliklerinin yeterli olabileceğini savunurlar.
Düşünce ve zihin, beyne; beyin de içinde hüküm süren fiziksel süreçlere indirgenir ya da onlarla açıklanır. Günün sonunda “Düşünce Paylaşımı” dediğinizde avuçları içine bir beyin yerleştirilmiş bir çift elle karşılaşmanız işten bile değildir.
Abidin Dino, mutluluğun resmini yapabilmiş midir bilmiyorum; ama 1986 doğumlu Hollandalı fotoğrafçı Maurice Mikkers – her ne denli öyle bir amacı olmasa da veya ben öyle bir amacı olduğunu düşünmesem de – fizikselciliğin (physicalism) fotoğrafını çekebilmiş. Bununla da kalmayan Mikkers, bir de ironik bir ad vermiş fotoğrafına: Düşünce Paylaşımı (Sharing Ideas).
Idea sözcüğü üzerinden ideye, oradan düşünceye (fikir), oradan da her şeyin ide(a)/düşünce ya da onu üreten zihin olduğunu öne süren idealizme (idealism) geçip; onu zenit noktası olarak konumlandırır ve bakışlarımızı nadir noktasına çevirirsek, o noktada göreceğimiz, varolan her şeyin madde olduğunu iddia eden maddecilik (materialism) olacaktır. Fizikselcilik ise maddeciliğin sofistike bir çeşitlemesi olarak düşünülebilir.
Fizikselcilik, diğer bircilik (monism) türleri gibi her şeyi tek bir şeye indirgeme amacında olan ya da daha uygun bir ifadeyle her şeyi tek bir şeyle açıklamaya çalışan ve zihin felsefesi alanında geniş bir taraftar kitlesine sahip bir öğreti.
Fizikselciliğin iddiası, her şeyin düşünce olduğunu öne süren idealizmden tamamen ve her şeyin madde olduğunu savunan maddecilikten biraz olsun farklı olarak her şeyin fiziksel olduğudur; ama söz konusu fizikselliğin özlüğü, e.d. nelerin fiziksel sayılıp, nelerin fiziksel sayılamayacağı büyük bir sorundur fizikselcilik için.
Üzerinde yükseldikleri miras, dış dünyayı – ne kadar dışarıda olduğu benim için derin bir ikircik kaynağıdır – açıklama yönünde büyük başarıların altına imzasını atmış fizik biliminin ortaya koydukları olan fizikselciler, madde ve enerjiden başka hiçbir şey içermediğini varsaydıkları evrenin açıklanmasında, fizik bilimince de temel alınan, fiziksel özelliklerinin yeterli olabileceğini savunurlar.
Düşünce ve zihin, beyne; beyin de içinde hüküm süren fiziksel süreçlere indirgenir ya da onlarla açıklanır. Günün sonunda “Düşünce Paylaşımı” dediğinizde avuçları içine bir beyin yerleştirilmiş bir çift elle karşılaşmanız işten bile değildir.
0 yorum:
Yorum Gönder