Mayıs 06, 2009

Eurydice ve Orpheus ...



limanlar, sevinçlerden çok hüzünlerin, kavuşmalardan çok ayrılıkların, gelmelerden çok gitmelerin limanları değil miydi? Sevinçler, hüzünler için veya kavuşmalar, ayrılıklar için değildi belki; ama – bir liman söz konusu olduğunda – gelmeler, hep gitmeler içindi aslında … gelmeler sevinç getirir, gitmeler ise tüm sevinçleri alır götürür, geriye yalnızca hüznü bırakırlardı. Bu nedenleydi ki gitmeler, gelmelerin getirdiğinden çok daha fazlasını götürürlerdi ardlarında …


… tüm gücümle haykırsaydım, “Dur, gitme!” deseydim, neyi değiştirebilirdim ki? Çoktan demir almış, limanı yavaş yavaş; ama kararlı bir biçimde terk eden bir şilepti. Sesimi duyurabilir miydim ? Diyelim ki duyurabildim, ciddiye alınır mıydım pekiyi? Ne nereden geldiğini ne de nereye gittiğini biliyordum. Bana gelmemişti belki; ama benden gidiyordu sanki. Adı Eurydice’diydi …


Eurydice … Antik Çağ’ın gizemli ozanı Orpheus’un ilk ve tek aşkıydı … dünya gezisinden yeni dönmüştü Orpheus … Eurydice ile karşılaşmış ve ona aşık olmaktan alamamıştı kendini … birlikte, o günlerin en mutlu ve güzel çifti olmuşlardı … günün birinde Orpheus, eşi Eurydice’ye bir şal almak üzere şehre inmiş; Eurydice de Orpheus’a çiçek toplamak için kırlara çıkmıştı … çiçekleri toplamakla meşgulken, arıcı Aristaios, Eurydice’yi görmüş ve tıpkı Orpheus gibi, o da aşık olmuştu Eurydice’ye … Aristaios’un ağla kaplı korkutucu yüzünü gören ve ne düşündüğünü anlayan Eurydice, dehşete kapılmış, telaş içinde Aristaios’tan kaçmaya başlamıştı … öylesine korkmuştu ki nereye bastığını bilmeksizin çılgınca koşuyordu …


… biricik aşkı için aldığı şalla şehirden dönen Orpheus, eve geldiğinde, eşi Eurydice’nin cansız bedeniyle karşılaşaşacaktı … kaçarken üzerine bastığı bir yılanın onu topuğundan sokması nedeniyle yaşamını yitirmişti Eurydice …


“Orpheus”, karanlık demekti ve karanlık yavaş yavaş çökmeye başlıyordu artık … daha önce eşi benzeri görülmemiş bir hüzne boğulan Orpheus, geceleri uyumuyor, gündüzleriyse, daha önce duyulmamış, ağıtlar yakıyordu sevdiğine …


… sonunda Güneye, bilinen dünyanın sonuna, Ölüler Ülkesi’ne, Hades’in krallığına gitmeye karar vermişti … ölenlerin ruhları Hermes tarafından Ölüler Ülkesi’ne götürülüyordu … Ölüler Ülkesi’ndeyse görevi Charon devralıyor ve ruhları Styx ve Acheron nehirleri üzerinden karşı kıyıya geçiriyordu … yaşayan hiç kimse bu nehirlerin öte yakasına geçememişti … ama Orpheus’un lirinden dökülen ve Eurydice’ye dair derin özleminin müziği öylesine etkilemişti ki Charon’u, yüreği daha fazla dayanamamış ve Orpheus’u nehirlerin öte yakasına geçirmeyi kabul etmişti … nehirlerin öte yakasında, Hades krallığının kapısında bekleyen üç başlı bir köpek Kerberos ve tüm cehennem canavarları dahil, her şey donup kalmıştı … hatta cehennemliklere yapılan işkenceye bile – bir an için olsun – ara verilmişti … sonunda Orpheus, Yeraltı’nın kara kraliçesi Persephone ve onun kocası, Ölüler Ülkesi’nin kralı Hades’in huzurlarına çıkmayı başarabilmiş ve onlara şöyle yakarmıştı:


Aşk’ın tutsağıyım, mutsuzluğuma dayanamıyorum;
ama sizleri de işte, Aşk birleştirmiş bulunuyor.


… Orpheus’un acısına dayanamayan Persephone, Orpheus’a, eşi Eurydice’yi de yanına alarak yukarıya çıkabileceğinin iznini vermiş; ama Hades, bu izne bir koşul eklemişti :.. “Bunu yapabilirsin; ama Styx Nehri’ni aşıp karşı kıyıya geçene, Ölüler Ülkesi’ni tamamen terk edene kadar ardınıza bakmayacaksınız” …


… Orpheus önde, güzeller güzeli Eurydice’si de ardında karanlıklar içinde yürüyorlardı … Orpheus, hem yarattığı etkinin bozulmaması hem de eşi Eurydice’nin karanlıkta yönünü bulmasını kolaylaştırmak için müziğini sürdürmeye devam ediyordu … tam Styx’in karşı kıyısına geçmeyi başarabilmişlerdi ki sabırsız Orpheus, dünyanın ışığını görür görmez, daha Ölüler Ülkesi’ni tam olarak terk etmeden dönüp arkasına, Eurydice’sine bakmıştı … işte o anda Hermes gelmiş ve Eurydice’yi karanlıklar içine – sonsuza dek – geri çekmişti …


… Eurydice – tüm zamanlar için – Orpheus’tan bir daha geri verilmemek üzere alınmıştı artık … son sözü ise, zayıf bir soluk biçimde dökülmüştü dudaklarından:


Zalim kader !


Eurydice adlı şilep gözden kayboldu kaybolacak … belki senin bulunduğun kentin limanından da Orpheus adlı bir şilep kalkar ve bir okyanusun ıssızlığında, Orpheus ve Eurydice bir kez daha buluşurlar … kim bilir ?..


… resim :.. Orpheus and Eurydice (1806), C. G. Kratzenstein-Stub (1793-1860)



1 yorum:

rosebud dedi ki...

arkana bakmayacaksın,asla bakmayacaksın arkana orpheus.dönüp bakarsan, eurydice yi bir daha hiç kavuşmamacasına kaybedersin"

tavsiye: Black Orpheus
Aziza Mustafa Zadeh
(teşekkürler)