
Bahar, ne zaman zalim bir mevsimdir ve Nisan, ne zaman, ayların en zalimi?
Herkes, kendi deneyimlerinden, kendi farklı dönemlerinden yola çıkarak, farklı farklı yanıtlar verebilir gibi.
Kimileri için ‘aşıkken’ en zalim mevsimken bahar, kimileri için ‘ayrıyken’, kimileri için de ‘aşık olmak isterken’ en zalimi olabilir mevsimlerin ya da kimileri “sevişirken”, kimileri “delice sevişmek isterken” zalimdir bahar.
Kimileri de “baharın zalimi olmaz; zalim olmak bahardan değildir; bahar insanın sınırlı anlayışının isabetsiz bir atfı olan zalimlikten münezzeh, sınırsız-iyilik sahibi bir tanrıçadır” diyebilir. Dahası aynı kişiler, farklı dönemlerinde, ayrı nedenlerle zalimlik suçlamasında bulunabilirler bahara yönelik: Aynı kişiye, bir dönem, aşık olduğu için zalim olan bahar, başka bir döneminde aşık olmak istediği için zalim olabilir.[*]
Dolayısıyla iki sorunun da tek ve kesin bir yanıtı olmadığına inanmak istiyorum. Aslında olmayan; ama varolduğuna inandığım o kadar çok şey var ki… Bu iki sorunun da onlara eklenmiş olması fazla bir yük getirmeyecektir bana.
Bana bir zalimlik etseydi bahar, anımsardım sanki. “Anımsamıyorum; dolayısıyla etmemiştir” demiyorum; çünkü unutmuş da olabilirim baharın zalimliklerini, unutmayı seçmiş de. Bir dönem vurgun olduğum; ama yavaş yavaş sarhoşluklarından ayıldığım birçok kadının zalimliğini nasıl unutmayı seçmişsem, en azından o kadınlara olduğum denli vurgun olduğum ve sarhoşluğundan henüz kurtulamadığım baharın zalimliklerini de unutmayı seçmiş; dolayısıyla unutmuş olabilirim. Unutmanın bir seçim olmasına da gerek yoktur benim için. Çoğu zaman tam tersi ifade edilse de unutkan, unutan bir adamımdır: Unuturum.
İlhan Berk’e göre ayların en zalimi Nisan sona erdi. Ona ilişkin yazdığım yazıdan sonra Baran, Amerikalı şair T. S. Eliot’un 1922 tarihli The Waste Land adlı 434 dizelik devasa şiirinin ilk dizesi olan “April is the cruellest month” ifadesini anımsattı.
“En zalim ay mı?” diye sorduktan sonra sorusuna, “Nisan” yanıtını veren İlhan Berk, Çorak Ülkesi’nin ilk dizesinde “Nisan ayların en zalimidir” diyen Eliot’u selamlıyor olmalı.
Artık Mayıs zamanı…
[*] Belki de “Bahar, ne zaman zalim bir mevsimdir ve Nisan, ne zaman, ayların en zalimi?” sorusunun kendisi – en başta – hatalıdır. Sorunun soruluş biçimi, olası yanıtları belli bir biçime zorluyor ve baharın, zalimlik gibi, belli bir özelliğe sahip olduğu ön-varsayımıyla kişiyi soruyu yanıtlamaya itiyordur. Diğer bir deyişle ne bahar ne de Nisan zalim değil; insandır onları zalimmiş gibi düşünen, zalim olarak addeden. Zalimlik de bakanın gözünde olabilir.
Yine de soruyu ister “Bahar, ne zaman zalim bir mevsimdir?”, istersek de “Bahar, ne zaman zalim bir mevsim olarak görürüz?” diye soralım, her iki soru da belli bir ön-varsayım içermekte ve onlara muhatap olanı belli bir biçimde düşünmeye itmektedir. Öyle olmasa bile soruyu yanıtlayacak kişi, zalimliğin betimleyici (descriptive) bir özellik mi; yoksa değerlendirici (evaluative) bir özellik mi olduğuna ilişkin bir seçimi varsayan bir biçimle yanıt verecektir:
[1] Bahar, ben aşık olmak isterken, en zalim mevsimdir.
[2] Bahar, ben aşık olmak isterken, en zalim mevsim olarak görünür bana.
[1]’de ‘kırmızı elma’nın ‘kırmızısı’nda olduğu gibi zalimlik, baharın betimleyici bir özelliği gibi varsayılıp yanıt, nesnel bir biçim yoluyla verilirken; [2]’de ‘güzel elma’nın ‘güzeli’nde olduğu gibi zalimlik, baharın değerlendirici bir özelliği olarak varsayılıp yanıt, öznel bir biçimle verilir.
Fotoğraf: barcelona27
0 yorum:
Yorum Gönder